top of page

Kar ve İktisat

  • bariscemozpolat
  • 6 gün önce
  • 3 dakikada okunur

 

Gaziantep Havalimanı, 23 Ocak Cuma günü saat 14’e kadar (yeni bir açıklamayla bir daha ertelenmezse) uçuşlara kapatıldı.


Karar aslında 22 Ocak Perşembe günü, gün içerisinde açıklandı, ilk açıklamada havalimanımız akşam 19’a kadar kapatılmıştı. Sonra bu kapatma ertesi gün saat 14’e kadar uzatıldı. Bu haberleri okudukça aklımdan birkaç fikir geçti; işin içinden çıkamadım.


En iyisi fikirlerimi yazıya dökeyim de belki okuyanlardan biri işin içinden çıkar deyip yazmaya başladım.

 


Önce daha duygusal tarafım ağır bastı:


Sene olmuş 2026.


21. yüzyılın başındayız diye başlayan bir klişe vardır ya, işte artık o klişe bile tedavülden kalktı. Artık içinde bulunduğumuz yüzyılın başlarında bile değiliz, tam gaz ortalarına doğru ilerliyoruz. Hani şu uzaya turistik seyahatler düzenlenen, Mars’ta koloni kurulması planlanan, Robot hizmetçilerin evlerimizde biyolojik hizmetçilerin (insan diye okuyun) yerini aldığı yüzyılın…


İşte böyle bir yüzyılda kardan havalimanı mı kapanır kardeşim?


 

Size çok sevdiğim 2 şehrin ben bu yazıyı yazdığım andaki hava durumlarını ve o şehirlerin havalimanlarındaki uçuş durumlarını aynen aktarıyorum:


Bu yazı 22 Ocak Perşembe akşamı yazılırken Moskova -10 derece ve hafif kar yağışlı, Almaata da -7 derece ve bulutlu.


Moskova’ya an itibarıyla Phuket Adaları’ndan gelen uçakta biraz rötar var. Onun dışında hiçbir uçuşta bırakın iptali, gecikme bile yok.


Almatı Havalimanı’nda durum daha da iyi; Urumçi’ye gidecek uçakta 12 dakika rötar var; geri kalan hiçbir uçakta değişiklik yok.


Peki Rusya ve Kazakistan soğukla ve karla mücadeleyi çözmüşken, üstelik onların soğuğu ve karı bizimkine göre kat kat fazlayken, bizde havalimanı neden kapatılır sorarım size.


Havayolu ki, sanılanın aksine, en güvenli ulaşım şeklidir.


Şimdi bu karda da, aynı sene başındaki karda olduğu gibi, şehrimizi batıya bağlayan TAG otoyolu kapanmış. Ulaşım birkaç yerde durmuş, birkaç yerde de tek şeritten ilerliyormuş.


Biz daha 3 yıl önce bu mevsimde büyük bir felaket yaşamış bir şehir değil miyiz? Şehre ulaşımın ve giriş çıkışların bu kadar kolay bloke olması sizce kabul edilebilir mi?


 

Yukarıda benim duygusal yanımı okudunuz. Biraz da iktisatçıyı sahneye alalım:


 

Bir fabrika düşünün. Kurulduğu kapasiteye ilk günden itibaren hiç ulaşamamış olsun. Öyle bir kapasiteye göre kurulsun ki, o yüksek adetlerde ürün satmak mümkün olmasın.


O zaman ne olurdu bu fabrikada? Koca bir atıl kapasite olurdu.


Böylesi bir fabrikada fizibilite ve planlama baştan yanlış yapılmış demekti.


Bu ne demek?


Yani eğer bir caddede asla trafik tıkanmıyorsa orada atıl yatırım (yol fazlası) vardır.


Eğer aynı caddede trafik 7/24 tıkalıysa o zaman da orada kapasite yetersizliği vardır.


Bunlara bakarak optimum yol kapasitesini (kendimizce) tanımlarsak:


Trafiğin belli saatlerde tıkandığı ve yavaş aktığı, belli saatlerdeyse açık olduğu caddenin kapasitesi optimumdadır.


 

Şimdi bir adım daha ilerleyip bu (iktisadi) mantığı şehrimizin havalimanına taşıyalım.


Kar yağınca uçuşlar iptal oluyorsa;


Soru 1) Bu teknik bir zorunluluk mu?


Dünya’nın birçok karlı kentinde uçuşlar yapılabiliyorsa demek ki buna uygun teknoloji var.


Soru 2) O zaman bu teknoloji bizde neden yok?


Cevabını sanırım içgüdüsel olarak hepimiz biliyoruz. Muhtemelen havalimanımıza bu yatırım yapılmadı. Çünkü pahalıydı.


Soru 3) Peki yapılsaydı eğer, bu yatırım iktisadi bir yatırım olur muydu?


İşte bu sorunun cevabını içgüdüsel olarak veremeyiz. Gaziantep’e senede kaç gün kar yağıyor? Bu kar yağışlarında ortalama kaç cm kar tutuyor ve pistlerimiz kaç gün karlı kalıyor? Kar yağdı diye Gaziantep Havalimanı yılda kaç gün kapalı kalmak zorunda bırakılıyor? Bu sebeple de kaç kişi şehirde veya şehir dışında mahsur kalıyor?


Ve işin iktisatla bağlantısı: Buna değer mi?


 

Belli ki bu işten sorumlu devlet görevlileri söz konusu yatırımın buna değmeyeceğini, havalimanımıza kurulası bu sistemin iktisadi olmayacağını düşünüyorlar.


Onun yerine halkı senede birkaç gün “uçamamaya” mahkûm ediyorlar.


Sonuçta o yatırım yapılmayınca ilgili kaynak vergi olarak ya toplanmıyor ya da başka (ve daha iktisadi olduğunu umduğum) yatırımlara harcanıyor.


Cebinden para çıkmayan (veya başka şekillerde karşılığını alan) halk da bu kârının (veya zararsızlığının) karşılığını senede birkaç gün şehrin havalimanını kullanamayarak ödüyor.


 

Acaba optimum çözüm hangisi?

 
 
 

Yorumlar


bottom of page